• Alacahan

    Alacahan Genel Görünüm

  • Alacahan'da Kış

    Alacahan'da Kış

  • Alacahanda Gece

    Alacahanda Gece

  • Kervansaray

    Alacahan Kervansaray

  • Gökmederese

    Sivas Gökmedrese

  • Issız Alacahan

    Alacahanda Gece Bir Başka Olur

  • Alacahan Yol

    Alacahanda Yola Bakış

  • Kervansaray

    Alacahan Kervansaray

HABERLER

IMAGE
''KANGAL ve ALACAHAN'DA BULUNAN HORASAN ERENLERİ''
Pazartesi, 05 Ağustos 2013
     ... Devamı...
IMAGE
ALACAHAN BEYAZA BÜRÜNDÜ
Cumartesi, 14 Aralık 2013
           ... Devamı...
IMAGE
ALACAHAN FOTOĞRAF GALERİSİ
Salı, 27 Ağustos 2013
Devamı...
IMAGE
ALACAHAN TARİHİ SURLARI
Çarşamba, 09 Nisan 2014
Devamı...
IMAGE
Alacahanda Verilen Eğitimin Sertifikaları Dağıtıldı
Pazartesi, 02 Eylül 2013
Alacahanda Verilen... Devamı...
IMAGE
BİR TARİH KÖY OLDU
Perşembe, 08 May 2014
  ALACAHAN -  600... Devamı...
IMAGE
KANGALLAR
Pazar, 23 Eylül 2012
Devamı...
IMAGE
SİVAS İlçeleri ve Tarihi Yerler
Pazar, 09 Kasım 2014
Sivas   Sivas... Devamı...
IMAGE
Tarihi Alacahan Kervansarayı Ziyaretçilerini Bekliyor
Salı, 18 Aralık 2012
Kangal ilçesine... Devamı...
IMAGE
YAMADAĞI GÖRSELLER
Salı, 18 Şubat 2014
YAMADAĞI... Devamı...
Anasayfa
ALACAHANDA KIZ İSTEME

(De

ğerli okuyucu, bu yazı, akademik disiplinle yazılmamıştır. Tabii hayatı yansıtırken; yaşama ve yaşatma ön plana alınmıştır.)

 

Alacahan da, ba

şka coğrafyalar gibi üzerinde yaşayanların, yaşayış şekillerinden kendine has değerler yumağına sahip olmuş; bir beldedir. Anadolu da özellikle Türk (Türkmen) kökenli insanların hayat tarzları birbirine benzer. Bazı farklılıklar gösterse de benzeşen yönleri daha çoktur. Otuz, kırk sene öncesine kadar; her türlü ulaşım ve iletişimin sınırlı olmasından dolayı; kapalı toplum özelliklerini yaşıyorlardı. Dış etkirle kapalı, kendi ürettiği öz değerleriyle yüzlerce seneler nesilden nesile, aktarıla aktarıla canlı olarak yaşanabiliniyordu.

 

ıklarımız geçmişte yaşananlardır. Günümüzün kız istemeleri değildir. Günümüzde de bazı benzerlikleri bulunsa da çok farklılaşmalar vardır.

 

Kendi köyünden, k

 

ız alıp verme, en çok yaşanılandır. Azda olsa çevresindeki beldelerle de hısım akrabalık, bağları kurulabilir. Bu tarz yaşayış yüzlerce yıl sürmüştür. Son çeyrek asırda baş döndürücü şekilde değişmiştir. Günümüzde, Sivaslı biri, Trabzonlu, Edirneli, Adanalı, İzmirli biriyle hatta Almanyalı, Avustralyalı, Amerikalı birileriyle, gayet normal birlikte aynı ortamı, mahalleyi, iş yerini, apartmanı paylaşmaktadır. Bunun sonucu olarak ta bir birleriyle tanışıp, kaynaşıp evlenmeler başlamıştır. Kendi örf, adetlerinden mecburen kopmalar, olmuştur. Farklı yörelerin örf, adet ve yaşayış tarzlarını da hayatın bir gerçeği olarak, tanımaya ve zaman içinde yaşanmaya başlamıştır. Günümüz, de gelişen teknoloji ve iletişim sayesinde, Dünya küçük bir köye dönüşmüştür.

 

Hele

şehirleşmenin hızlanması, Sanayi toplumuna geçilmeye başlanmasıyla, kırsal kesimden şehre göçün başlaması da bu farklılaşmaları hızlandırmıştır. Bu hızlı dönüşüm, kendi içindeki yıkımıyla birlikte, baş döndürücü hızıyla devam etmektedir.

 

ız istemek, emin olun ki diğer yerlerle, kıyaslanmayacak kadar farklıdır. Kızın istenme, yani evlenme çağına gelmeden öncesinde yaşananlar vardır. Geçmişten günümüze doğru akarak yaşananları, hatırlamaya çalışalım.

 

İki türlü eğitim hayatın tabi akışı içinde akarak yerini alırdı. Baba ve anne bu eğitimin mimarlarıdırlar. Babaanneler, anneanneler,(Ebeler, Neneler),halalar, teyzeler, ablalar, tarafından da bu eğitim hayatın içinden devam ettirilirdi. Daha kız ve oğlan emeklemeye başlamasıyla; onlara, kişilik, verilmeye başlanır. “ Erkek dediğin geride durmaz, hep önden gitmeli.”, “Erkek dediğin ağlamaz.”, “Erkek yalvarmaz, söker alır.”, “Erkek adam minnet etmez, kendi işini kendi yapar.”vb. çoğaltmak mümkün. Kadınlar tarafı: “Kız dediğin, erkelerin ortamına girmez.”, “Kız her lafa karışmaz, herkeslerle konuşmaz.”, “kız az konuşur”,” Kız iş görmesinden belli olur.”, “Kız sofra dizmesinden not alır.”, “Kız oturmasını, kalkmasını bilmeli.” “Kızın eli işli, kapısı kilitli olmalı.” “Kızın anlı secdeli, ağzı Kuranlı olmalı.”vb. sayıp dökmek mümkün. Benzeri kişilik ve eğitim, baba, amca, dede, ağabey tarafından da kıza da, oğlana da hayatın akışı içinde verilir. Ayrıca kızlar ve erkekler, kendinden büyükleri taklit ederek, yaşamaya başlarlar. “Er dayıya, kız bibiye(halaya) çeker. (benzer)” anlayışı hayatı şekillendiren anlayışlardır.

 

Gençlik ça

 

ğına girmeye başlanınca, giyim kuşam, kendini göstermeye başlar. Süslenmeler, taranmalar, dik yürümeler, şapkayı yan vurmalar, sallanarak yürümelerle kendini belli eder. Edalar, nazlar, cilvelerle öne çıkar artık. Bir Sivas türküsünde dendiği gibi “ Günde on çeşit giyer, bunun bir sevdiği var.” dönemi başlar. Kendini belli eden, kızlar da, erkekler de göze ve dile gelmeye başlar. Hem gençler arasında, dile ve göze gelir, hem de büyükler arasında değerlendirmesi yapılmaya başlanılır.

 

K

 

ız istemeden önce, aile ortamında sanki üç ayrı ekip kurulur. Bunlardan birincisi; istihbarat timidir. Bu tim, kızların çevresini tarayarak, sağlık durumunu, huyunu, suyunu, becerisini, olumsuz hallerini, kayıt altına alırlar. Birden çok gelinlik adayı belirlenir. Oğlanın da, kendi gönül çalışmaları elbette vardır. Bu çalışmaların sonuçları bir araya getirilir ve değerlendirildikten sonra, istenmeye karar verilen kız, ya da kızlar için harekete geçilir. Ayrıca istenecek kıza, ilgi duyan, kimler var. Hangi gencin ilgi alanında, kimlerle yarışılacağı, hangi aile saf dışı yapılacak; bunlar ortaya getirilir. Toplu cemiyetlerin yapıldığı ortamlarda; kızlar da, oğlanlarda hep gözaltın da tutulur. Düğünler, yöresel eğlenceler, “yunnak, karamık, kuşburnu, alıç toplama; koç katımı, yel hediği pişirme, yel ekmeği yapma, kış yarısı kutlaması, saya günü kutlaması, gelin görmeleri, gelin gezdirmeleri, tel tel çekme vb. gibi toplu eğlenceler.” Hatta cenaze, yas evlerinde ki ortamlarda bile takibe alınır; durumu değerlendirilir. İş ortamlarında ki durumları da kaçırılmaz. Çayır ve ot zamanında ki iş görme şekilleri, ekin biçme, (hele toplu ekin biçmelerde; ellik takışından, orak sallayışına, hon tutuşuna dikkat edilerek; hal, davranış becerisi, hizmeti, kondurup, kaldırması) koyun sağması, süt hablaşması, harman zamanı becerisi, bulgur kaynatması, bulgur ayırması, “sarat tutması, kalbur çevirmesi, erişte kesişi” değerlendirilir. Oğlanın, “tırpan biçmesi, kağnı arabası vurması, dirgen tutması, yaba atması, hayma vurması, herk etmesi, mal davar bakması, ata binmesi, cirit oynaması, düğün dernekte ki tutum ve davranışları, cemiyete çıkıp, çıkmaması” vs. bütün halleri takip edilir. Bu toplanan bilgiler değerlendirilir, oğlanın ve kızın görüş ve isteğine de uyularak hangi kızın ya da kızların isteneceğine karar verilir. İstihbarat çalışması ağırlıklı oğlan evi tarafından yapılır. Ancak kızı isteyen oğlan hakkında da, kız evi, benzer bilgi toplama, çalışmasını yapar.

 

Bu arada, o

 

ğlan isteyeceği kızın ailesine kendisini gösterip beğendirmenin yolunu arar. İşlerine yardımcı olur. Yakın durup kendini göstermeye çalışır. Yazın yaylarına gitmenin, orada bulunmanın, çarelerini bulmaya çalışır.

 

K

 

ızlar da, kendisini isteyen oğlanlardan gönüllü olduğunun ailesine, yakınlık gösterir. Düğünlerde o oğlanın yakınlarıyla daha çok ilgilenir, hürmet gösterir, onlarla oyuna, halaya durur. Bir işin görüldüğü ortamdaysa, onların işine yardımcı olur. Hal, hareket, tavırlarıyla gönüllü olduğunu belli etmeye çalışır. Gönülsüz olduğu tarafın yakınlarının düğünde birlikte oyun oynama teklifini reddeder, soğuk davranırken, saygısızlıkta etmez, edebini bozmaz. Adabıyla anlatmak istediklerini anlatmaya çalışır.

 

S

 

ıra ikinci timin, yapacaklarındadır. Elde edilmiş bilgilerin ışığın da, bunların da öncü kuvvetleri vardır. Öncü kuvvetler keşif ve etkisizleştirme turuna çıkarlar. Bu kızın başka isterleri, taliplileri var mı? Akrabalarından talipli olanlar kimler. Kızın gönlü kimden tarafa? Kızın verilmesinde kimler etkili, son sözü kim söyler. Gizli güç kimdir. Bunlar tespit edilir. Artık tek tek bunlara yakınlık, gösterilmeye başlanılır. Çeşitli bahaneler üretilerek gidip gelmeler sıklaştırılır, samimiyetler peydah ettirilir. Yani kalenin içten fetih edilmesi başlatılır.

 

Ortam haz

 

ır hale getirildi mi? Artık üçüncü devre başlatılabilir.

 

Bu arada e

 

ğer kız, kendisini isteyenlere gönlü varsa, bunu tavırlarıyla belli eder. Kız evinin kime meyilli olduğunu, durum yoklamaya, ya da istemeye gelenleri karşılamasıyla, belli eder. Beğendiklerinin, altına minder kor.(atar) Hatta çok istekli olduğunu belirtmek için çift minder atar. Bazen de birden çok talipli aynı anda o evde buluna bilir. “Bir kızı kırk kapı ister, birine kısmet olurmuş.”Bu durumda kız ince hareketlerle kime gönlünün olduğunu belli eder. Gönlünün olduğu oğlanın yakınlarını altına minder korken, istemediği oğlanın yakınlarını boş yere oturtturur. Hiç istemediği birisi istemeye gelip gidiyorsa, “onun yüzüne kapıyı çarparak” yani kapıyı sert kapatarak, gönülsüzlüğünü belli eder. Bazen de kız istemeye, ya da kız bakmaya gelen var iken kız, evi süpürerek temizliğini yapmaya başlar ki bunun anlamı şudur. Ben sizi istemiyorum. Gelenler de kızın kime istekli olup, olmadığını böylece anlamış olurlar ve kendi aile ortamında değerlendirmesini yaparlar.

 

Bu ekip birazda i

şin resmi tarafını yapan, tören ekibidir. Önce hanımlarla başlar. Oğlan tarafının hanımları, kız tarafının hanımlarına durumu önce sezdirir. İkinci hamlede duyururlar. Üçüncü hamlede artık isterler. Durumu “yumuşak (istekli)” görürlerse sıra erkeklerle birlikte ziyaretlere ve akabinde istemeye kadar götürülür. Kız evinin nazlanmalarına tahammül edilir. Zaman zaman kahır etmelerine dayanıklılık, gösterilir. Derler ya “kız evi naz evidir.” Bazen ara verilir. Çevrelerin de ki etkili akrabalar, arkadaşlar, komşular devreye sokularak; direnç gösteren kız tarafının yumuşatılması, istekli hale getirilmesi sağlanır. Eğer oğlan tarafının kızdan “beli berkse” yani kızın gönüllü olduğunu biliyorlarsa; bu işin peşi hiç bırakılmaz. Kız tarafını kim ikna edecekse o, mutlaka bulunur, iş bitirilir. Ha bu arada çok tatlı vaatler yapılmaz mı? Yapılır. Şahidi olduğumuz bir durumu paylaşmak lazım. (“Sene1969 olsa gerekir. Tapış Edenin kızı Hatice Abla, Kaval Mehmet’in Mahmut Ağabeye isteniyor. Annem, rahmetli, Hatice ablanın, akrabasıdır. Mahmut ağabeyin dayısı rahmetli Çolağın Halife ve annesi rahmetli Hüsne teyze, yukarıda bahsettiğimiz kuşatma ve ikna hareki için bize geldiler. Aman ne şenlik, ne yakınlık, ne tatlılıklar. Biz çocuklar, çerez ve şekerlemeye boğulduk. Önce babam övüldü, yumuşatıldı, hazır hale getirildi. Hatta Hüsne teyzenin verdiği söz hala hatırımdadır. “Hacasan gardaş gurban olduğum, sen bu işi bitir, sana bir toklu (bir yaşını geçmiş koç) kurbanın olsun, keser yersin. Mehmet(…) kardeşin mi (kocası) fark edecek san ki.” Diyerek vaadde bulundu. Zamanla yazı kaderde de varmış, bu istek yerini buldu; bunlar evlendiler. Ancak babama vaad, edilen toklu bir türlü gelmedi. Çoğala çoğala şimdi birkaç sürü kadarda olmuştur. Zaman zaman karşılaşıldığında bu Hüsne teyzeye hatırlatılırdı. “He verdim kurban olsun kesip yesin” derdi; hiç yok demedi; ama sağlıkların da kesilip yenmedi. Şahidi biz olduğumuza göre, onlar yok ama hakkımız sanırım bakidir. Sonra annem ikna edildi. Kız evinin ikna edilmesi için harekete geçeceklerine dair söz alındı.) Artık kız evi, kızı vermek konumuna gelince, sıra üçüncü timin ağır toplarına aile büyüklerine gelir.

 

ırı sayılır kişisiyle, oğlanın, babası, amcası, dayısı, ağabeyi resmen dünürcü olarak kız evine giderler. Hep Altan alınır. Çok sabırlı davranılır. Ters ve kaba davranışlarla karşılaşma durumu olursa; duymazlıktan, görmezlikten gelinerek işin sonuçlandırılmasına çaba sarf edilir. Bu olgun ve ısrarlı çabayla sonuç alınır. Sonuçta söz kesilir. İkinci ve son hamleye sıra gelir. Bir gün belirlenir. Kız tarafı kabine ve aile büyüklerini o gün evine davet eder. Oğlan tarafı da kabine ve aile büyükleriyle yakın komşularını toplayarak, kız evine kız istemeye gidilir. Oğlan tarafı hazırlıklıdır. Yanlarında hediyeleri vardır. Şeker lokum vb. günün anlayışına göre malzemeler götürürler.

 

O

 

ğlan tarafı çok istekli karşılanır. Buyur edilir. Erkekler bir odaya kadınlar ayrı odalara alınırlar. Bazen beraber oturulduğu durumlarda olur. Ağır bir haremlik selamlık uygulaması olmaz. Hal hatır sorulur. Kahveler içildikten sonra. Oğlan tarafının büyüğü, kız tarafını büyüğüne hitaben (oğlan ve kız babaları artık söze karışmazlar.) “Gelene niye geldin diye sorulmaz” diyerek söze başlar, “ziyaretimizin sebebi: Hayır bir iş içindir.“ALLAH’IN EMRİYLE, PEYGAMBERİMİZİN KAVLİ ÜZERE kızınızı(…), oğlumuza(…)istiyoruz. Sizden hısımlık umuyoruz.” Der. Kız tarafının büyüğü de cevaben “hoş geldiniz, şeref verdiniz, başımızın üstünde yeriniz var.” “Sizler zahmet edip; bizi anarak, buraya kadar geldiyseniz, Allahın yazgısına diyeceğimiz de yoktur. Bizde bu hısımlığı onaylıyoruz. ALLAHIN EMRİYLE, PEYGAMBERİMİZİN KAVLİ ÜZERE kızımızı oğlunuza veriyoruz, Allah hayırlı eylesin” der. Bunun üzerine oğlan babası ve oğlanın genç yakınları, kız tarafının büyüklerinin elini öperler. Böylece yeni devir hısımlık (dünürlük) başlamış ve evliliğe giden yol açılmış olur. Oğlan tarafının getirdiği tatlılıklar ve şerbet ikram edilir. “İlk şerbette( küçük şerbet)” içilmiş olup, söz kesilmiştir.

 

Alacahan da, k

 

ız kaçırma olayı, hiç hoş görülmez. Binde bir olur. Aşağı yukarı Alacahan’ın içine pek olmamıştır. Binde bir denecek oranda, çevre köylere ya da yabancı şehirlere kaçırıldığı, durum olmuştur. Kaçan kıza da, kızı kaçıran damada da, ömür boyu, gönül kırgınlığı devam eder. Bazı yörelerde olanların aksine, geçmişte düşmanlığa ya da, kan davasına dönüşmemiş, günümüzde de, dönüşmez.

 

Konu kom

şu, hısım akraba, oğlan evine hayırlı olsun dileklerini iletmek için ziyaretlerde bulunurlar. Genellikle on beş gün sonra oğlan tarafı hazırlığını yaparak; kız evinin de gün belirlemesiyle yüzük takma ya da “büyük şerbet” içme merasimi yapılır. Genelde Perşembe günlerine denk getirilir. Oğlan tarafı, komşu, hısım akrabasını toplar. Kız tarafı da aynı şekilde komşu, hısım akrabasını davet eder. Kız evinde toplanılır. Kız tarafının aile ileri gelenleri, toplu olarak gelen oğlan tarafını evin dışında karşılayarak; onlara değer verdiklerini ve büyüttüklerini belirtmiş olurlar.

 

ır. İmam duasını yapar; cemaat âmin der. Hanımlar tarafında yüzük takılır. (Yüzük, küpe saat ve takı takılır.) Asıl takılar bu merasimde takılmaz. İleride nişanlılık devresin de yapılacak “görme “ adı verilen merasimde takılacaktır.

 

Damat aday

 

ı bu törenlerin hiç içinde olmaz. Yani oğlan, kız evine gelmez. Böylece kız alınmış, hısımlık başlamış olur. Kız isteme de bu şekilde sonuçlanmıştır.

 

Tatl

 

ı hısımlık

 

 

Ni

şanlılı kız, artık sorumluluk sahibidir. Kendini toplar, davranışlarına çeki düzen verir. Açıksa kapanır. Daha usturuplu giyinip kuşanır. Her aklından geçeni yapamaz. Çevredekilere dikkat etmek durumundadır. Bindiği binekten tutunuzda, yol da yürümesine kadar ölçülü davranmalıdır. Ulu orta kağnıya, at arabasına, ata, eşeğe, bineğe binemez. Yolda erkeklerin, önünden geçemez. Bekârlığın da olduğu gibi herkesle, oturup kalkamaz. Artık bir nevi hürriyeti sınırlanmıştır. Ağır sorumluluğun altına girmiştir. Hürriyetini, çok taraflı izinlerin verilmesiyle kullanabilir. Ayrıca ağırda bir iş yükü başlamıştır. Çeyiz hazırlanacaktır. Göz nuru çeşitli el işlemeleri yapılıp; el önüne çıkılacaktır. Yünden halılar ve kilimler dokunacaktır. Töreler”(Düğünden sonra gelin tarafından oğlanın aile büyülerine ve akrabalarına verilecek hediyelikler.) hazırlanacaktır. Bu hazırlıklar gerçekten çok ağırdır. Günümüz insanı bu kadar emek vermemekte ya da verememektedir. Günümüz genç kızları, hazır yapılmış işleri ağırlıklı tercih etmektedirler. Bu durum, beklide hayatın, bu gün ki gerçeğinden, kaynaklanmaktadır.

 

ğlan tarafının akrabalarına, Kayın baba ve kayın anneden başlayarak gelinlik eder. Gelinlik etmek: Sesiz, işaretle( işmarla) ya da kısık sesle konuşmaktır. Kayın baba ve büyük kayınlara işmarla yani işaretle konuşur. Diğerlerine kısık sesle konuşur. Gelinlik kız, bundan böyle sadece kendi aile büyüklerinin izinleriyle hareket edemez, nişanlısı ve onun aile büyüklerinin de izinlerinin alınması gerekir.

 

Bu hay

 

ırlı işle, hayırlı bir evliliğin, güzel bir geleceğin, tütecek bir ocağın, mutlu bir yuvanın, yarınlara sahip çıkabilecek milletin var olmasının ve devamının da temelleri güçlendirilmiş olur.

 

Milletler, öz de

 

ğerlerini yaşatabildikleri oranda varlıklarını devam ettirebilirler. Bunu beceremeyenler; milletler mezarlığın da yok olup gitmişlerdir. Tarihin akışı içinde, ya asimile olarak; başka topluluklara dönüşmüşler; ya da tarih sahnesinden silinip, yok olmuşlardır. Alacahan da kız istemekte; bu özellikleriyle, diğer yerlerden farklıdır. Alacahan, tarihin derinliklerinden beslenen, bir kültür beldesidir.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

İstatistikler

Ziyaretçiler
20
Makaleler
44
Web Bağlantıları
6
Makale Görünüm Sayısı
58773

Çevrim içi Kişiler

7 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Giriş Yap

Online Üyelerimiz

Hayır
243558
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Tüm
266
528
3540
235767
13274
16432
243558
IP Adresiniz: 50.17.66.61
Sunucu Zamanı: 2014-11-21 16:00:18

Yazarlar


ALACAHAN'dan ÇIKAN TBMM VEKİLLERİMİZ
Salı, 25 Haziran 2013
     (1)    ...
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
Pazar, 13 Nisan 2014
Aşık Veysel...
PİR SULTAN ABDAL
Pazar, 13 Nisan 2014
Pir Sultan Abdal...
AŞIK RUHSATİ
Pazar, 13 Nisan 2014
Ruhsati, asıl adı...
ALACAHANLI OLMAK
Cumartesi, 29 Eylül 2012
  ALACAHANLI OLMAK...
ALACAHNDA ODA YAKMAK (ODA AÇMAK)
Cumartesi, 29 Eylül 2012
...
ALACAHANDA KIZ İSTEME
Cumartesi, 29 Eylül 2012
(De ğerli okuyucu,...
ALACAHANDA NİŞALI GÖRME
Cumartesi, 29 Eylül 2012
(N  ...
ALACAHAN DÜĞÜNLERİ
Cumartesi, 29 Eylül 2012
(DÜ ĞÜN TUTMA) (...
Haydi Oyuna
Cumartesi, 29 Eylül 2012
Hayat devam ederken...

Ankete Katıl

Yeni Sitemizi Beğendinizmi ?

Prof.Dr İsmet ÇETİN


Alacanhanlı Fahimi
Salı, 09 Ekim 2012
Babam,...

Prof.Dr HAKKI ACUN


ALACAHAN TAŞHAN'ın Tarihçesi
Cumartesi, 02 Mart 2013
ALACAHAN...

Hava Durumu


Sivas
Yüksek Düşük





CB Workflows

Haftanın Fotografları


Haftanın Fotoğrafları
Cumartesi, 18 Ocak 2014

ALACAHAN

Sivas Malatya Karayolu güzergahında yer alan Hititlerin Kutsal Kenti Sarissa, Yemen Türkülerinin baş kahramanı Mihralibey'in Konağı, doktor balıkların tedavi merkezi Kangal Balıklı Kaplıcadan uzanan yol ile Dünya Mirası Divriği ilçesinin büyüsünü kapsayan bir Kültür yolu içerisinde yer alır Alacahan. Adını kervansaraydan alan Alacahan Beldesi sınırları içerisindedir. Kervansaray cami ve sur duvarlarından oluşan bir kompleks şeklindedir. Siyah ve beyaz kesme taşlardan yapılışı nedeni ile Alacahan ismini almıştır. *